DOLAR %
EURO %
ALTIN 2.625,890,17%
BITCOIN 21467901,77%
Şanlıurfa
37°

AÇIK

16:25

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Bu zikzakların başka örneği yok

Bu zikzakların başka örneği yok

23 Kasım 2022 22:31
Bu zikzakların başka örneği yok
0

BEĞENDİM

ARTIK SİLEMEZSİNİZ – DİPLOMASİ UNUTMAZ Bu zikzakların başka örneği yok Uzmanlar, Erdoğan’ın, Katar’da Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya gelmesi ile ilgili, Türkiye’nin dış politika geleneğinde ne Osmanlı ne Cumhuriyet döneminde böyle bir şey olmadığına dikkat çekiyor. Sorunlu ülkelerle seçim sonrasında “sil baştan” yapabileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya geldi. Görüşme dış politikada rasyonalite ile uyumlu mu? 2002-2005 yıllarında Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten, 2005-2009 yıllarında ise Kahire Büyükelçiliği’ni üstlenen Şafak Göktürk’e göre bu değişen söylemler ne Osmanlı’nın ne Türkiye’nin diplomasi tarihinde rastlanır değil. Hatta Göktürk bunun sadece dış politika manasında değil toplumsal bedel ödeme noktasında da bir karşılığı olduğu iddiasında: ”(Değişken söylemler ve keskinliği) Türkiye’ye değil söyleyene mahsus. Türkiye’nin dış politika geleneğinde ne Osmanlı ne de Cumhuriyet döneminde böyle bir şey yok. Biz tutarlılığı çok önemli sayarız. (…) ‘O gün o gerekiyordu, o söylendi, bugün bu gerekiyor bu söyleniyor’. Şu açıdan tutarlı; tutarsız olmak konusunda tutarlı hükümet. (…) Neticede özellikle liderlerin iki dudağının arasından çıkan sözler bakımından büyük anlam ifade eder ve bunlar hiçbir zaman unutulmaz. Bunlar yazılır, bunlar ilişkinin tarihçesinde kalır. Söylediğiniz sözler ve ortaya koyduğunuz eylemler bir kere kayda geçmişse bunları artık silemezsiniz.”  Yarınlarımız da riske atılıyor Uluslararası ilişkiler, strateji ve siyasi risk analizi konusunda uzman isimlerden biri olan Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kasım Han’a göre ise Erdoğan-Sisi fotoğrafı Türkiye’nin 2010’ların sonuna kadar ısrarla yürüttüğü dış politikanın sürdürülebilirliğinin kalmadığının somut kanıtı.  Profesör Han, mevcut durumun Türkiye’nin dış politikada yarınlarını da riske attığı kanaatinde: “Bu politikaların fiili olarak sürdürülebilirliğinin olmadığı artık inkarı mümkün olmayan bir biçimde ortaya çıktı. (…) Kabul edilemez olarak nitelendiren birtakım gelişmeler ve tercihler değişti mi? Şimdi soru bu. Hayır, muhataplarımızın indinde değişen bir şey yok. Ne Suudi Arabistan Türkiye ile kendi iç siyaseti ve ideolojik bakış açısı bakımından kabul edilemez gördüğü o günlerdeki tavrından farklı bir noktada ne İsrail ne Birleşik Arap Emirlikleri ne de bugün Mısır farklı bir noktada. (…) Bu söylediğim ülkelerin başkentlerinden bakıldığında Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşulların bu ülkelere yönelik politikasını sürdürülemez kıldığı yönünde bir algı var karşıda. Bu sıkıntılı bir vaziyet. Çünkü böyle bir algı üzerinden Türkiye’nin yaklaşımlarına cevap veren taraflar bu durumun daha da ağırlaşması halinde daha iyi bir pazarlık pozisyonunda olabileceklerini düşünebilirler. Bu da elbette Türkiye’nin isteklerinin, arzularının söz konusu dış politika ‘U’ dönüşlerinden elde etmek istediği faydanın ortaya çıkmasını zorlaştıracak bir tutum olur.” İstikrar kalmadı Büyükelçi Şafak Göktürk, normalleşmenin nasıl olacağı ile ilgili yorum yaparken Türkiye’nin “güven duyulan ülke” imajının artık ortada kalmadığını ifade ediyor: “Türkiye’nin en önemli özelliği Soğuk Savaş döneminde dahi güvenlik ve istikrar üreten bir ülke oluşuydu. Özellikle komşularımıza dönük toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmama ilkeleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu büyük anlam taşıyordu. Bu çizgi Suriye’de aşıldı. Elbette bu ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duyduğumuzun dışında bir şey söylemedi hükümet. Ama neticede güçlerimiz önemli ölçüde orada ve merkezi hükümete karşı çarpışan bir dizi grupla ilişki halinde. Avrupa Birliği üyeliği sürecine girmiş Türkiye’nin Ortadoğu’ya sunabilecekleri apayrıydı, bugünkü koşullarda sunabilecekleri apayrı. 2009’dan itibaren yaşadığımız özgüven kendi ideolojik ana çekirdeğine dönüşe yol açtı. (..) ‘Normalleşme’ dediğinizde demek ki; ilişkiler normal değil. O kadar seviyesi siyasi anlamda seviyesi düşmüş. Bunun tamir edilmesi gerekti.” İtibar açısından olumlu değil Independet Türkçe’nin haberine göre Kasım Han ise, iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi aşamasında “karşılıklı tavizler” meselesine getiriyor sözü, Erdoğan’ın başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına uzanan süreçte defalarca (2006, 2009, 2014) gündeme getirdiği “Bunlar monşer” açıklamasından hareketle: “Mesela Mısır’ın Libya’da Türkiye’nin kabul edemeyeceği türde tavizleri talep etmekten vazgeçmesi için bir sebep var mı? (…) Uluslararası politikada bu ‘monşer lisanı’ dediğimiz şey, yani gereksiz yere olumsuz bir biçimde kullanılan ‘monşer lisanı’ dediğimiz şey bu yüzden gereklidir. Ki; çok sert ifadeler kullandığınız zaman ya da ‘Ben el sıkmam, bunu yaparsam kendimi inkar etmiş olurum’ derseniz bu manzara hem bir ülkenin itibarı açısından olumlu bir manzara değildir hem özellikle taviz vermeyeceğiniz noktalarda ayak diremeniz söz konusu olursa karşı taraf bu sinyali de doğru okuyacaktır. Çünkü ‘Nasılsa yeterince sıkıştığı zaman taviz verecektir’ algısı oluşacaktır.” Haber Merkezi

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.